CANIM Ailem de bitti, tam da eski Türk filmlerinin tadında, iyi insanların mutluluğuyla, üç düğünle... Bir türlü kavuşamayan Samim’le Meliha, sonunda muratlarına erdiler, iyi yürekli Halim’le Feride de... Cabbar Ağa aşkına kavuştu, üçü birlikte düğün yaptılar, Meliha’nın karşı çıkmasına, sinir küpü olmasına rağmen... Ve Seyhan’ın bebeği oldu, tam düğün sırasında... Eski Türk filmlerinde iyiler kazanırdı, ama gerçekler farklı, Canım Ailem iyilerin mutluluğunu öne çıkararak, günümüzün katı gerçeklerine meydan okudu, belki diziyi bu kadar sevdiren de buydu, iyiler-kötüler, mahallelinin işbirliği ve galip gelen aşklar... Film o kadar Türk filmi olmuştu ki, kötü yürekli Aziz bile yola geldi, Gülendam’a yardım etti, düğüne de Güler Sabancı’nınki kadar büyük bir çiçek yolladı. Canım Ailem bittiğinde aklıma masalların ünlü sözü geldi, “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine... ”
Gazze’ye uzaylılar karıştı!!!
CNN Türk’te Açıkça diye bir program sunan İrfan Değirmenci, günün önemli olaylarını birleştirip, tartıştırıyor. Çarşamba gecesi Gazze’ye giden gemiyi ele aldı, o bitti, uzaylılar aramızda mı, uzaylılarla temas tehlikeli mi diye bir başka konuya geçti. İki program öyle birbirine yapışmıştı ki, aklıma Gazze’ye uzaylılar mı karıştı düşüncesi takıldı. Uzaylıların meraklısı çok, bunu bilen Saba Tümer de durmadan uzay konularını, olmazsa Kuran’ın şifrelerini yayına alıyor... Değirmenci, uzay işini sürdürecekse, Saba Tümer’le program yapmalı, ayın kaç günü o, kaç günü diğeri yapacak diye, yoksa bir gece bakmışsınız ki, iki program da uzaylıları işliyor; olur mu, olur...
Ne dirençmiş ama...
YAZ geldi, diziler tek tek bitiyor da Kanal D’nin en entrikalı dizisi Yaprak Dökümü hâlâ sürüyor... Reşat Nuri Güntekin’in kitabı, önsözü de dahil 160 sayfa, ama dizi 158 bölümü geride bıraktı, yani bir sayfadan bir bölüm çıktı!!! Yıllardır karşımızda Yaprak Dökümü var, diğer diziler başlıyor ve bitiyorlar, ama bu dizide ne varsa bitmiyor, yaz tatiline bile geç giriyor. Dünyanın en dirençli ve entrikalı dizisi Yaprak Dökümü olmalı, Reşat Nuri Güntekin mezardan kalksa, diziyi görse, sanırım şaşkınlıktan bayılırdı... Aynı şey Rıfat Ilgaz için de geçerli. Çarşamba akşamı Show TV’de Hababam Sınıfı Merhaba yayınlandı, bir kitaptan üretilen onlarca filmin sonuncusu... Bir romandan öyle çok Hababam ürettik ki, Ilgaz da görse, Reşat Nuri gibi şaşırırdı...
Nevra’ya ayıp oluyor
STAR TV’nin yeni yarışma programı iyi, ama adı tuhaf... Zeki ve Metin’le Kabare Atölyesi... Eğer gençlerin yarıştığı programda iki jüri üyesi olsa, programın adı garip gelmezdi, ama jüride üçüncü biri var, yıllarını tiyatroya adamış Nevra Serezli, o zaman Nevra, programda seyirci mi oluyor? Her güzelin bir kusuru olur, bu programın da öyle, üç arkadaştan birini yok saymak ayıp, ayıplar da ustaların programlarına yakışmıyor.
Kamera önünde şişmanlayanlar
DİYET uzmanları, kilo vermek isteyenlerin, önce çalışmalarını düzene sokmasını istiyorlar, yoksa kilo verilmiyor, verilse de sağlıklı olmuyor... TV dizileri çok ağır bir çalışmayı gerektiriyor, kimin ne zaman ne yapacağı, kimin kaçtan kaça kadar çalışacağı, günlük programlarla belirleniyor, öyle olunca da dizi oyuncuları çalışmaktan kendilerini unutur hale geliyorlar, kolay mı her hafta 90 dakika dizi yetiştirmek... Son iki yıldır iki sanatçının kameralar önünde kilo aldığını izledik, öyle şişmanladılar ki, en kısa zamanda bir uzmanla işbirliği yapmaları gerekiyor. Biri Uğur Yücel, bir yandan dizi, diğer yandan film, ne yediğini biliyor, ne sağlığını düşünüyor. Halil Ergün de aynı durumda, her yıl kameralar karşısına daha fazla kilolarla geçiyor...


