KURTLAR Vadisi dizisinin bu yıl çekeceği filmin Filistin olacağını yazmıştım, birkaç gün sonra açıklandı, "Kurtlar Vadisi Filistin, Türk sinemasının en pahalı filmi olacak" diye... Filistin ve Gazze konusu medyada çok yer aldı, o gün için çekip yayınlasalar, tutardı da, ama Türkiye PKK vahşetini yaşarken, Filistin devede kulak kalıyor... Polat Alemdar, Türk çocukları birer birer katledilir, anaları gözyaşlarına boğulurken, Filistin filminde iki tane Yahudi'yi tokatlayacak, bundan da kâr bekleyecek! Dün sabah yine güneydoğudan gelen 8 şehit haberiyle uyandık, yüreğimize ateş düştü. Bu aşamada yapılacak film, gücü yeterse, cesareti varsa, Kurtlar Vadisi PKK'dır, başkası değil... Doğum rezilliği KANAL D'nin Hanımın Çiftliği dizisi sezon finalini yaptı, evlere şenlik bir bölümle... Dizi sözde 1950'leri anlatıyor, ama dönemle ilgisi kalmadı. Güllü'nün doğumuna o gece tanıdığı bir erkek girdi, bugün bile böyle bir durum mümkün değil... Muhafazakâr toplumlar, kadının kocasını bile doğumhaneden içeriye almıyorlar, düşünün bir de yabancıyı... Güllü'nün yanında annesi vardı, ama doğum anında kayboldu! Ve yemek için süslenen, sonra da sancısı tutan Güllü (yeni adıyla Serap Hanım) bağıra çağıra doğum yapmaya başladı, haykırıyor, ağlıyor, ter ter tepiniyor da... Bebek doğduğunda bir baktık, Güllü'nün pırlantaları yerinde, tuvaleti bir parça lekelenmiş de, ağır makyajına bir şey olmamış. Böyle sağlam makyaj malzemesini 2010 yılının en büyük kozmetik firmaları bile üretemediler... Dizinin ondan öncesi de komedi gibiydi, Adana'nın en ünlü çiftlik sahibinin karısını Büyük Kulübe almıyorlar, hem de kaba şekilde, böyle bir uygulama nerede görülmüş? Orhan Kemal'in eseri dizi olarak iyi başlamıştı, ama yapımcılar, uzatmak için romanın kanına ekmek doğradılar, dizi basitleşti, Meksika dizilerine döndü, en sıradan seyirciye hitap etmeye başladı; sahi büyük yazarın oğlu buna neden ses çıkartmıyor, kazancı iyi diye mi? TRT'nin ucuz işi... DÜNYA Kupası maçları TRT'ye seyirci kazandırıyor, gayret etse, yıllardır kaybettiklerini yeniden alacak, ama yapamıyor... Kanal, maç öncesini Bi Zahmet diye ne olduğu belli olmayan bir programa bağladı. Komedi mi, yarışma mı bir türlü anlayamadım, çünkü üç dakikadan fazlasına dayanamıyor, başka kanala geçiyorum. Bir dönem TRT, Okan Karacan'ın sulu komikliğine mesken olmuştu, şimdi de Bi Zahmet'in sunucusu, onun gizli kameralı sözde yarışması TRT'nin malzemesi... Dünya Kupası'nın getirisini, bu ucuz program yok ediyor... Reklamlar bitti yalanı DİZİ aralarında, "Reklamlar bitti" diye bir yalanı yaşıyoruz, çünkü reklam bitiyor, tanıtıcı reklam başlıyor, o bitince tekrar reklama gidiliyor, ardından kanalın tanıtımları, ardından tekrar reklam, bir de sponsor firmanın reklamı girince, dizilere zaman kalmıyor. Reklamlar bitti derlerse, sakın inanmayın, çünkü yalan söylüyorlar... Kameralar olmadan asla! FLASH TV'de iki aydır kayıp olan Arzu ortaya çıkmış, baba mutlu, kızını, isteyen delikanlıya verecek. Kız isteme işi kameralar önünde yapılıyor, başka zaman olsa, kızını dövecek olan baba, o gün boynunu bükmüş "Evet" diyor. 70'lik nine, kameralar karşısında evleniyor, 90'lık dede de öyle... Karı-kocanın arasını televizyonlar buluyor, kayıpları da Müge Anlı... Türk insanı kendini kameralara bağladı, kamera olmadan evlenmiyor, çocuğunu bulamıyor, aile ilişkilerini düzeltemiyor, sağlık sorunlarını çözemiyor... Kamerasız bir yaşam Türk insanına yasak! İnsanımız oyuncu oldu, kamera önünde mutlu, kamera arkasında hırçın ve kavgacı... Kavgaları bile kamera önünde yapıyorlar ki, seyircileri artsın diye...