Eren Talu’nun röportajında satır arasına sıkışmış ilginç bir tartışma var aslında, öğreniyoruz ki Eren Talu, Defne Samyeli’nin spor salonlarına gitmesini istemiyormuş.
“Valla öyle bir saplantım var. Evlenirken tek ricam spor salonlarından ve özel hocalardan uzak durmasıydı. Biz de biraz bu işleri biliyoruz, temas memas derken başka şeyler işin içine giriyor” diyor Eren Talu...
Tandığım bir-kaç spor ıocasına telefon açıp durumu sordum, Eren Talu’nun kaygısı doğru mu diye... Bakın ne yanıt verdiler;
Yücel Mutlu MAC Bebeköy
Evli olan kadınlarda çok fazla karşılaşmıyoruz ama bekar kadınların spor hocalarıyla ilişkiye girdiği örnekler vardır. Haftada 2-3 gün, 1-2 saat çalıştığınızda bir elektrik olabilir. Ancak biz mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışırız. Böyle bir ilişki olacaksa da spor hocası için zor bir durum. Çünkü sektör zaten küçük bir alan, işinden olmak da var. Böyle bir haber çıkarsa o spor hocası bir daha zor iş bulur.
Orhan Cıva Mayadrom Sports Center
Bununla ilgili çok şey geliyor bize. Evli olanlar eşlerinin buralarda ilişki yaşadığını zannediyorlar. Bu tarz ilişkiler hiç olmuyor diye bir şey söyleyemem. Bu tarz ilişkiler genellemede yüzde 10 ya da yüzde 20’yi geçmez. 10 yıldır bu sektördeyim çok fazla şey gördüm. Karşı taraftan teklif gelince olur zaten. Eğer karşı taraf istemezse böyle bir şey mümkün değil.
Hüseyin Keşepli Metrocity Essporto
Doğru olmayan bir durum bu. Ama genel olarak karşılaştığımız bir şikayet türü. Her meslekte olduğu gibi bizde de ilişkiler olmuyor değil. Büyük kulüplerde böyle şeylere çok dikkat ediliyor. Meslek grubu olarak bizler de bunun sıkıntısını yaşıyoruz. Bu anlayış yüzünden eşini göndermeyenler, kadın hoca isteyenler de oluyor. Biz klüp olarak bu tarz durumlara çok dikkat ediyoruz.
Bildiğini yazsaydın şimdi Habertürk konuşulurdu...
Okan Bayülgen’in Defne Samyeli’ni konuk edip de Eren Talu’yla ilgili tek soru sormamasından daha önemli bir olay var tartışmamız gereken...
Fatih Altaylı’nın her şeyi bilip de tek satır yazmaması.
Hadi Okan Bayülgen gazeteci değil, bir şovmenin medya programı yapamayacağını gösterdi bize...
Peki Fatih Altaylı öyle mi?..
Meğer Eren Talu, Ayşe Arman’a anlattığı her şeyi daha önce Fatih Altaylı’ya anlatmış.
Altaylı da röportaj yaptırmak yerine evlilik danışmanı gibi davranmış: “Bunları kimseye anlatma yakışık almaz” diye uyarmış Talu’yu... Oysa Talu’nun anlattıklarını gazetesine haber yaptırsa pazar gününden bu yana Hürriyet ve Ayşe Arman yerine Habertürk konuşuluyor olacaktı.
Dünkü yazısı Altaylı’nın en talihsiz yazılarından biri olarak tarihe geçti.
Bir yayın yönetmeninin elindeki haberi karartmaya çalıştığını, sonra da başka gazeteye kaptırdığını böylesine açıkça itiraf ettiğini hiç görmemiştim.
Hâlâ da ısrarcı, “Onların hayatından elimizi çekelim” diyor... Galiba gazetesini de söz geçiremiyor artık...
“Onların hayatından elinizi çekin” diye tavsiyede bulunduğu gün kendi gazetesinin magazin eki sayfa sayfa Defne Samyeli-Eren Talu tartışmasını haber yaptı.
Gazetenin üç köşe yazarı bu konuyu yazdı.
Daha da ötesi var...
Hiçbir gazete Samyeli’nin sevgilisi olduğu iddia edilen Richard Gizbert’in bir internet sitesinde çıkan ve doğruluğu onaylanmayan röportajını yayınlamazken Habertürk ana gazetede yayınladı bu kuvvetle muhtemel ‘asparagas’ röportajı.
Yayın yönetmeni “Onların hayatından elinizi çekin” diyor gazetesi Defne-Eren haberlerinden geçilmiyor.
Şimdi biz gazeteciler olarak Bayülgen’in Defne’ye neden soru sormadığını mı tartışacağız, elindeki haberi gazetesine haber yapmayan genel yayın yönetmenini mi?..


