Saba Tümer tatilden dönmüş, öylesine kanala uğramış. Kadıncağızı alıp, apar topar "Çarkıfelek" stüdyosuna sokmuşlar. Üzerindeki kıyafeti bile değiştirememiş. Saba, kaderin ağlarını ördüğünü nereden bilsin? Feleğin çarkına sıkışacağı nereden aklına gelsin? "Pişti" ne kelime? Üzerindeki tişört ile "hat-trick" yapacağını rüyasında görse, inanır mıydı hiç? Mehmet Ali Erbil cin gibi. Saba'nın "yurtdışından aldığı" tişörtün, stüdyodaki izleyicilerden birinin üzerinde olduğunu görür görmez başladı makaraya... Kadını alıp, Saba'nın tam arkasındaki sıraya oturttu ki, millet ekrana her baktığında "piştiyi" görsün. Ama o da kesmedi. "Bu, yılın değil, Türk TV Tarihi'nin en flaş olayı. Vallahi bu hafta Larry King bile gösterir programında bunu" dedi. Sonra aklına parlak bir fikir geldi. "Gardırobunda Saba'nın tişörtünden olanlar, hemen giyip, buraya gelsinler. Tişörtle her gelene bir motosiklet hediye edeceğim" dedi. Ve dediğini de yaptı. Programın ilerleyen dakikalarında tam üç hanımefendi, üzerlerinde Tümer'in giydiği tişörtle stüdyoda yan yana dizildi. Bu durum karşısında neşesini korumayı başaran ve yaşadığı tüm mahcubiyete rağmen, Erbil'in esprilerine aynı şekilde karşılık vermeye devam eden Saba, bir daha o tişörtü giyer mi bilmem ama üretici firma bunca reklamın ardından stoklarını arttırsa iyi olur!.. Salı Pazarı'nda tezgah açanların bağırtılarını şimdiden duyar gibiyim: "Koş abla koooş, motosiklet promosyonlu Saba tişörtleri geldiiii!.. "
Jay Leno'nun ağzına düşmek
Jay Leno'yu izledikçe talk show programı yapmanın aslında ne denli yetenek, zeka ve kıvraklık gerektirdiğini daha iyi anlıyorum. Leno, hazırcevaplığı ile üne kavuşmuş biri. Ama programının başarısının ardında yatan gerçek, bazı sohbetlerin önceden "metin" haline dönüştürülmesi ve prova edilmesi. Onun şovuna katılanlar zaten "hazırlıklı" geliyorlar. Karşısındaki şovmenin "Eee, daha daha n'aaber?" demesine fırsat vermeden kendi "şovlarını" ortaya koymak, "promosyonlarını yapmak" için orada kaldıkları 10 dakikayı en iyi şekilde değerlendirmek adına günlerce hazırlanıyorlar. Buna bir de Leno'nun program öncesindeki "yönlendirmeleri" eklenince, ortaya muhteşem bir sohbet çıkıyor. Jay Leno da, pek çok meslektaşı gibi televizyon izleyicisini cezbedecek erotik konuları mıncıklamakta bir sakınca görmüyor. Ama bunu yaparken algı eşiğini yükseltip, ekran karşısında bulunması muhtemel küçükleri korumak adına kendi "şifrelerini" koyuyor. Leno, son olarak Amerikan televizyonlarının yeni nesil dizi oyuncularından güzel ve seksi yıldız adayı J-Voww'la sohbet ederken yine bu yönteme başvurdu. Bir yandan J-Voww'u sıkıştıran sorular sorarken, diğer yandan stüdyodaki izleyiciler arasında yer alan oyuncunun erkek arkadaşı Tom'a da sık sık "Sakinleştirici ister misin?" diye sordu. (Vallahi delikanlının sabrına hayran oldum.) Leno şöyle sordu: "Bir röportajında demişsin ki, erkeklerle birlikte olduktan sonra kafalarını kopartıyorum. Ne demek bu?" J-Voww yanıt verdi: "Tom'dan önce tanıdığım erkekleri ağzımın içinde çevirip, tükürdüğümü söylemek istemiştim" Jay o meşhur muzır gülümsemesi eşliğinde konuştu: "Bunu hangi erkek istemez ki?"
Ne demiş?
Spiker Erdoğan Arıkan, Hollandalı "Kuyt"un adını ilk yarı boyunca "Kayt" olarak telaffuz etti. İkinci yarı başladığında "Biz futbolcuların isim telaffuzlarını o ülkenin gazetecilerine sorup, öğreniyoruz. Aslında Köyt olarak söyleniyor ama ben alıştığımız biçimde Kayt demeye devam edeceğim!.. "


