23 Mayıs 2012 Çarşamba

Yüksel Aytuğ


Okan'dan bakan karşılaması!

En "özgün" kalp ameliyatı
Bir dönem "Turgut Özal'ın doktoru" olarak da ülkemizde ün kazanan ABD'li kalp cerrahı De- Bakey'e bir otomobil tamircisi laf atmış: "Sen insanları tamir ediyorsun, ben otomobilleri. Ama sen benden 100 kat fazla kazanıyorsun. Adalet mi bu?" DeBakey gülümsemiş: "Sen de benim gibi motoru çalışır vaziyetteyken tamir et de görelim!.. " Show TV'de Ayşe Özgün ve Dr. Hakan Güveli'nin sunduğu "Herkes İçin Sağlık" programında dün sabah canlı yayınlanan By-Pass (Açık kalp ameliyatıyla kalp damarlarına müdahale) operasyonunu izlerken aklıma bu hikaye geldi. Operasyon her ne kadar siyah-beyaz yayınlansa da izlemek için sağlam bir mideye ihtiyaç vardı. Hele ki okulların tatil olduğu günlerde ve çocukların ekran başında olduğu sabah saatlerinde bu operasyonun naklen yayınlanması ne kadar doğruydu, tartışılır. Umarım bu bölümün parlak reytinglerinden cesaret alan yapımcılar önümüzdeki günlerde hemoroid (basur) kontrolü ya da cinsel organ estetiği operasyonlarını da canlı yayınlamazlar. Operasyonu gerçekleştiren ekibin başındaki Prof. Dr. Melih Us, bir yandan elinin altında atmakta olan kalbi kesip, biçerken, diğer yandan Ayşe Özgün'ün sonu gelmeyen sorularını yanıtlıyordu. Özgün'ün pek çok gazeteciyi kıskandıracak düzeydeki müthiş merakıyla sorduğu sorular yüzünden bir ara hastanın hayatının riske girdiğini düşündüm ama neyse ki Prof. Us ve ekibi yılların deneyimiyle operasyonu başarıyla tamamladılar. İşte Ayşe Özgün'ün operasyon sırasında cerraha sorduğu sorulardan bir kaçı:
 "Gözlüğünüzün üzerinde bir şeyler var. Nedir o, dürbün mü?"
 "Neyle dikiyorsunuz o kalbi? İbrişimle mi? Heh heh heh!.. "
 "Tamam, pompadan çıktı kalp. İşte ben burada bir alkış isterim ekibe... " (Stüdyoda akışlar ve tezahürat... )
 "Çok güzel atıyor kalp, şahane... 96 galiba... Vallahi ben sayacağım, çok güzel atıyor... "


Çağdaş gladyatörler
atv pazar gecelerine yeni bir "aksiyon" getirdi. Yıllardır Batı televizyonlarında ilgiyle izlenen, ABD'de en fazla reyting alan 10 yarışma programından biri olan "Amerikan Gladyatörleri" bundan böyle atv ekranında boy gösterecek. Amerikan Güreşi'nin yaşayan efsanesi Hulk Hogan'ın sunduğu programda her hafta sıradan kişiler arasından seçilen bir erkek, bir kadın atlet, yarışmanın kadrolu gladyatörlerine karşı mücadele veriyorlar. Seride üstünlük sağlayan, 100 bin dolarlık ödülün ve "Amerikan Gladyatörü" unvanının sahibi oluyor. Gladyatörlüğün antik çağın arenalarında kaldığını düşünenler, bu programı izledikten sonra fikirlerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyorlar. Zira mücadele gerçekten de çok sert. Programın başında bir kadın yarışmacının geçirdiği ciddi sakatlığı görünce işin "gösteri" olmadığını anladım. Hele Hellga diye bir kadın gladyatör vardı ki, beni alıp, kolaylıkla dizinde kırabilirdi... Antik çağda gladyatörler "hayatları" için savaşırdı. Günümüzde de fark eden bir şey yok. Zira 100 bin dolara ulaşmak, pek çok insan için "hayatının kurtulması" demek. Örneğin, gerçek işi holding binasında tuvalet kağıtlarını değiştirmek olan bir kadın yarışmacıyı izlerken, onun pençelerini nasıl "hayata" geçirdiğini görmek, son derece dramatikti. Antik Roma ve Atina'da arena sadece onu çevreleyen kollezyumlardan ibaretti. Ama çağdaş yaşamda her metropol bir arena ve hepimiz gönülsüz gladyatörleriz!.. Gözümüz şefte, müdürde, patronda... Baş parmakları aşağıyı göstermesin diye dua ediyoruz...


Okan'dan bakan karşılaması
Okan Bayülgen, "Medya Kralı"nda anlattı. NTV'de program yaptığı günlerde önündeki banko nedeniyle kıyafetinin alt kısmı görünmüyormuş. Bu nedenle üstüne ceket, gömlek, kravat giyip, altına bir şort ve terlik geçiriveriyormuş. Dedi ki, "Şort-terlikle üç bakan ağırladım." Hakkı Devrim ağabey araya girdi: "Peki bakanlar geldiğinde ayağa kalkmıyor muydun?" Okan "tekniğini" açıkladı: "Biliyorsunuz, bakanlarımız heyetleriyle birlikte dolaşıyorlar. Ben onları stüdyoda oturmuş halde bekliyordum. Heyetleri, bakanı stüdyonun ortasına kadar getirip, orada ayrılıyorlardı. Ben ayağa kalktığımda diyordum ki, 'Tamam, bundan sonrası benim kontrolümde.' Tabii bir şey diyemiyorlardı... " Onun adı Okan, isterse gelsin bakan, var mı takan?


14.07.10



YORUMLAR
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gereklidir.

ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ. Eğer üye iseniz buraya tıklayarak giriş yapabilirsiniz.



HENÜZ BU YAZIYA YORUM YAPILMAMIŞ.


DİĞER YAZILARI

Yılmaz ÖZDİL
· Burhan Ayeri ( Akşam )
· Bekir Hazar ( Takvim )
· Cengiz Semercioğlu ( Hürriyet )
· Mesut Yar ( Posta )
· Tuna Serim ( Tercüman )

Anasayfa    Medya    Televizyon    Gazete    Güncel    Politika    Magazin    Spor    Yazarlar    Video    Foto Galeri    Künye    Reklam    İletişim    RSS/XML MedyaSosu.com © 2010 - Bütün hakları saklıdır. Haberler Kaynak gösterilmeden kullanılamaz         Yazılım & Tasarım : MAD Medya