Dünya Kupası Türkiye’de başlıyor, önümüzdeki haftadan itibaren basketbolla yatıp basketbolla kalkacağız.
Bu turnuva için basketbol milli takımının marşını Kıraç hazırladı.
Çok doğru seçim...
Zaten bu tür marşları en iyi hazırlayacak iki isim var Türkiye’de; biri Athena, diğeri Kıraç...
Kıraç’ın hazırladığı marşın adının “Tam Zamanı şimdi” olması, kötü bir tesadüf olmuş...
Çünkü “Haydi yeter haydi, tam zamanı şimdi” diyen aynı isimli bir Athena marşı var.
Kıraç’ın şarkısı önceki gece Çırağan’da yapılan davette tanıtıldı.
Taraftarın hep birlikte haykıracağı, sözleri ve söylemesi kolay, tezahürat gibi bir şarkı.
Bu yönüyle çok güzel olmuş.
Ancak şarkı çok sert...
Dikkat edin, şarkıyı söyleyen Kıraç’ın ekibinde tek bir kadın yok.
Tam bir erkekler korosu...
“Yaylalar Yaylalar”ı söyleyen acemi askerler gibi “şimdi, şimdi, tam zamanı şimdi” diye canhıraş bağırıyorlar.
Ne oluyor beyler, savaşa mı gidiyoruz, basketbol turnuvasına mı...
Türkiye’de en fazla kadın seyircisi olan bir sporu bu kadar erkekleştirmek doğru değil.
Bu yüzden yayıncı kuruluş NTV, bu marşın mutlaka bir kadın versiyonunu da Kıraç’a yaptırıp, kullanmalı...
İşi daha sempatik hale getirmeli.
“12 Dev Adam” bu anlamda çok daha eğlenceli, doğru, kadın seyirciyi tribünde dans ettiren bir şarkıydı.
“Tam Zamanı şimdi” ise slogan attırıyor...
Tribünlerin “Vur, kır, parçala bu maçı kazan” anlayışını yansıtan çok sert bir parça olmuş.
Çiçekçimi geri istiyorum...
İstanbul Büyükşehir Belediyesi çiçek satışını Roman vatandaşların elinden alıyor.
Beşiktaş’ta, Bağdat Caddesi’nde başladı bile uygulama.
şehrin çeşitli noktalarına yerleştirilen camekan büfelerde, belediye görevlileri satış yapacak artık.
Öyle ‘çingene pazarlığı’ falan da yok artık, alacağınız çiçeğin fiyatı üzerindeki barkodlarda yazılı olacak.
Aslında benim gibi, modern şehirlerde standardı isteyen birinin savunması gereken bir uygulama.
Ama bir yanım da ıstanbul’u ıstanbul yapan renklerden birinin yok olmasına itiraz ediyor.
Rengarenk çiçeklerin arasına rengarenk entarileriyle oturan Roman kadınlar...
“Sevgiline götürürsün, bir demet vereyim mi abey” diye başlayan bitmeyen pazarlıklar...
Yeşilçam’ın çiçek satan kızları...
Hepsi ama hepsi bir camekanın içinde yok olacak.
Oysa belediye uzun süre önce bu çiçekçileri denetim altına almıştı, gösterilen yerlerde, aynı tarz standlarda satış yapıyorlardı...
Bu kadarı yetmez miydi...
Bu balıkçıları seviyorum çünkü...
İsmet Baba... Seviyorum çünkü, halen Can Yücel’i ağırladığı masalarda müşterilerini ağırlayacak kadar kalender...
Fishmekan... Seviyorum çünkü Fettah Usta birbirinden güzel mezelerinin lezzet sırlarını verecek kadar cömert...
Savoy... Seviyorum çünkü gelen müşterinin dost mu düşman mı olduğunu şaşmaz derecede anlayacak kadar öngörülü...
Barınak... Seviyorum çünkü ıstanbul’da olup da ıstanbul dışına çıkmışsın hissini verecek kadar naif...
Kahraman... Seviyorum çünkü Başbakan Erdoğan’a bile portakal suyuyla da olsa kadeh kaldırtacak kadar ezber bozucu...
Matthaeus’un erkekliği
Magazin basını dünyanın her yerinde gözde; bakın önceki gün Almanlar’ın efsane futbolcusu Matthaeus’un karısını yakaladılar başka bir erkekle...
Tekneymiş, özel hayatmış, balkonmuş, evliymiş, bekarmış kimse dinlemiyor işte.
Herkesin görebileceği bir yerde halt karıştırıyorsanız, gazetecinin görmesine de kızmayacaksınız.
Karısını başka bir erkekle yakalayan Matthaeus, fotoğrafları gördüğünde tek bir şey yapmış.
Parmağındaki yüzüğü çıkarmak.
O küçük hareketin içinde hepimizin alması gereken büyük, bir o kadar da acı bir erkeklik dersi var.
Sadece çekip gitmenin de erkekliğin şanından olduğunu gösterdi bize Matthaeus...
Yeni Rakı!
Dün “Peki bira içenler de arpa mı yiyecek?” diye sorunca, bobiler.com bir mail göndermiş bana... Başbakan Erdoğan’ın hayalindeki rakıyı tasarlamışlar..


