Erman Toroğlu'nu hem Allah, hem de sporcu refleksleri korudu. Kanaltürk'teki milli maç yayınına bir dakika kala, Erman Toroğlu; Ahmet Çakar ve Serhat Ulueren ile beraber cam bir sehpanın ardında bekliyordu. Bir ara sehpaya dayanmak isteyince olanlar oldu. Sehpa bir anda tuz buz olurken, Toroğlu, sehpayı son anda iterek, kırık camın bileklerini kesmesini engelledi. Tehlikenin büyüklüğünü fark eden Dr. Ahmet Çakar hemen Toroğlu'nu ayak üstü muayene etti. Neyse ki ünlü yorumcu bu ciddi kazayı yara almadan atlatmıştı. Daha sonra Çakar, tehlikenin büyüklüğünü canlı yayında şu sözlerle dile getirdi: "Hemen bileğine baktım, çünkü kırık cam çok yakınından geçti. Kurban keserken de kasaplar bıçağı kaçırıp, kasıklarına saplarlar. Oradaki büyük atardamar kesilince, insanı kurtarmak çok zordur. Ondan korktum... " Bunun üzerine Erman Toroğlu espriyi patlattı: "Bugün milli maç var ya, kanımız da akacak kırmızı beyaz... " Çakar ise "Senin buraya gelmende gözü olanlar var. Nazar çıktı herhalde" diyerek, konuya farklı bir yorum getirdi. İlk kez ekranda bir araya gelen ikilinin Türkiye - Romanya maçı sırasındaki fikir ayrılıkları da dikkat çekiciydi. Toroğlu, "Tartışırız ama asla kavga etmeyiz" derken, Romanya Milli Takımı'nın başında Mirceau Lucescu'nun oğlunun bulunması da ilginç yorumlara yol açtı. İşte o diyaloglar: AHMET ÇAKAR: Oğlu hiç benzemiyor değil mi babasına? Tip olarak hiç benzemiyor. Bu çocuk, Lucescu'nun oğlu değilmiş gibi bir intiba uyandırıyor. Onu fark ettim. Değil mi? SPİKER YASİN DALLI: Enteresan, evet! AHMET ÇAKAR: Mesela Erman Hoca'nın oğlu Erman Hoca'ya benzer. Benim kızım bana benzer filan... Bu çocuk, babaya benzemiyor. YASİN DALLI: Anneye benziyordur belki. AHMET ÇAKAR: Anneyi bilmem tabii... YASİN DALLI: Ben de tanımıyorum. Görmedim de... ERMAN TOROĞLU: Çok karanlıktı belki... (Kahkahalar... )
Sağlıklı bir Ramazan için
Doktor Ender Saraç'ın Star'daki yeni gündüz kuşağı programını çok faydalı buldum. Özelikle "İlaç Gibi Yemekler" bölümünü çok sevdim. "Kan yapıcı köfte" tarifi özellikle çocuklu aileler için idealdi. Bu arada Dr. Saraç'ın özellikle "Yemekteyiz" programıyla hayatımıza giren "ev kadınlarının mutfakta ameliyat eldiveni kullanması" na karşı çıkışını çok mantıklı buldum. Saraç dedi ki, "Eğer bir işyerinde yemek yapmıyorsanız, tertemiz bir evde, bakımlı, temiz bir ev hanımıysanız, yemek yapmadan önce ellerinizi bol sabunlu suyla yıkamanız yeterlidir. Çünkü yemeği, adeta ilaç hazırlar gibi pişirmelisiniz. Malzemelere dokunmalısınız. Böylece elinizin şifasını ve sevginizi o yemeğe geçirmiş olursunuz." Hah, işte şöyle yahu. Bu sözleri uzmanından duymak pek hoşuma gitti. Zira "göstermelik" eldiven şovlarından bana gına gelmişti. Saraç'ın iftar sofralarıyla ilgili tavsiyeleri de önemliydi. Örneğin yemek sırasında fazla sıvı tüketmenin, mideyi ve damarları şişireceğinden söz etti. İftarda mutlaka küçük aralar verilmesi gerektiğini söyledi. Ve çok önemli bir konuya daha değindi. Dedi ki, "Normalde yemeğe ne kadar tuz koyuyorsanız, Ramazan'da bunun yarısını koyun. Zira tuz ve hayvansal yağlar hararet yaptırdığı gibi, kilo da aldırır." Ender Saraç hem iyi bir hekim hem de televizyonun dilini çok iyi kavramış biri. İlk konuğu olarak Gülben Ergen gibi, programcıyı rahatlatan, ona yardımcı olan birinin seçilmesi de isabetliydi. Ben bu programı sevdim. Bugün yine kalem kağıdımla 14.30'da ekran başında olacağım.
Bilginer "Kenan Birkan" olursa
Ezel'de kimin oynayacağı merak edilen "Kenan Birkan" rolü için ibre Haluk Bilginer'e döndü. Görüştüğüm Ay Yapım yöneticileri, Bilginer'e teklif götürdüklerini ancak henüz sözleşme aşamasına gelmediklerini söylediler. Malum, yeni sezonda "Ezel"i sürükleyecek en önemli karakterlerden biri, "Kenan Birkan" olacak. Hem Ezel'in karşısına dikilecek hem de Ramiz Dayı ile açık kalan bir hesabı görmeye çalışacak. Bilginer'in oyunculuk yeteneği, her türlü rolün üstesinden gelmeye elverir. Teklifi kabul ettiği taktirde, "Ezel" izleyicilerinin damağına muhteşem tatlar çalacağı da kesin. Tek handikapı aynı dönemde çok baskın, etkili ve sansasyonel bir rolü canlandıracağı, "New York'ta Beş Minare" filmiyle perdede görünecek olması. Bu iki karakterin birbirini törpüleme ihtimali biraz aklımı kurcalıyor.