Atv'nin Aşk Bir Hayal dizisini her hafta yazıyorum, çok sadist görüntüler var, izleyici bunları taklit ederse kötü şeyler olacak diye, başta RTÜK olmak üzere kimseden ses çıkmıyor. Dizinin kahramanları, emniyet güçlerini önemsemiyor, kendi sorunlarını, kendi yöntemleriyle, içine bolca da şiddet katarak kendileri çözüyorlar. Altay kendi askerlerini getirdi, çocuk kaçıranların peşine düştü, hepsi silahlı, hepsi önüne geleni dövüyor... Ya dizi kahramanı Altay'a ne diyeceksiniz; bu hafta Miran'ı yakaladı, ağzını burnunu kırdı, polisi beklemedi, hani bireysel adalet diyorlar ya, intikamını kendi almaya kalkıştı, izlerken tüylerim diken diken oldu, öyle sadist görüntülerdi. Yapılanlar yasalara aykırı, ama diziyi yapanların da, Atv'nin de, RTÜK'ün de umurunda değil, yumruklar başladı mı sürüyor, üstelik bu aşamada Altay, Miran'dan bile acımasız... İzleyici, diziye özenip de kendine kötülük yapana aynını yapmaya kalkarsa, bunun cezasını kim çekecek, toplumu kötü etkileyecek bir diziye hiçbir müeyyide uygulanmayacak mı?
Sporun mini eteklisi!
Habertürk'ün spor müdürü Simge Fıstıkoğlu'nun ekran görüntülerine ne diyorsunuz, sanki spor müdürü değil de, uvertür şarkıcı, benzerlerine Kral TV'nin kliplerinde rastlanıyor, hani kızlar sesiyle dikkat çekemez diye mini mini etekler, göbeği açık kostümler, göğüs dekoltesi derin kılıklarla dans ediyorlar ya, onlar gibi... Simge güzel bir kız, spor bilgisi de çok olabilir ama programında ilgiyi bacakları çekiyor, ne dediğini dinleyene rastlamadım. İnternette Simge'nin mini etekleriyle verdiği frikikleri anlatan yazı ve fotoğraflar dolaşıyor. Bu görüntüler yüzünden Simge'ye yazık oluyor, ama kimse de ona zorla bacaklarını teşhir et demiyor.
Amerika’da dizi revizyonu, ya bizde
Amerika, dizileri ucuza çıkarır, çoğu dizi bir odanın içinde geçer, ama bizde bu işler pahalı, bu nedenle de tutan dizilerin yapımcıları bile krizde... Cuma günü Amerika'nın çok izlenen üç dizisi yayından kaldırıldı, nedeni masraflarının büyüklüğü... Hereos, Flash Forward ve Mercy artık olmayacak... Amerika dizilerini tüm dünyaya satıyor, Türk televizyonlarına bile, yine de masrafların büyümesini istemiyor, maliyeti artan dizi yayından kalkıyor. Bir de bizimkilere bakın, ünlü yıldızlar, çok pahalı köşkler, çok pahalı çekimler, üstelik biten yok, konular lastik gibi...
Rıdvan’a değer
Bursa'nın şampiyonluğunu ilan ettiği, Fenerbahçe seyircisinin kendi stadını ateşe verdiği gün, onun kadar konuşulan bir konu da Rıdvan'ın aldığı ücretti NTV, Rıdvan Dilmen'e 2 milyon dolar peşin verip, yıllığı 1, 6 milyon dolardan beş yıllık sözleşme imzalattı. Medya bu haberi "Futbolcular bile bu kadar para alamıyor" diye duyurdu, ama Dilmen'in durumu farklı, yıldız bir futbolcu, üstelik yorumculukta üstüne yok, tarafsız kalabiliyor, sansasyona değil, futbola önem veriyor, dedikoduları ağzına bile almıyor. Herkesin güvendiği bir yorumcuya bu para fazla mı derseniz, değil, Rıdvan'a değer...
Yine müfettiş oldu!
TRT 2'de çok yandaş bir programa imza atan ve adına da Medya Müfettişi denen Serra Karaçam, TRT Haber kanalının kurulmasıyla birlikte ana haber bülteni sunuculuğuna terfi etmişti... Karaçam'ın ekran deneyimi yok, bu nedenle habercilikte dikkat çekemedi, silik bir görüntü sergiledi. Şimdi Karaçam'ı yine Medya Müfettişi'nde görüyoruz. Geçtiğimiz Pazar, karşısına Hasan Cemal'i alıp "Daha demokrat bir Türkiye için siyasi partiler nasıl şekillenmeliyi" konuştu. TRT 2 döneminde hafta içi her akşam ekrana çıkardı, şimdi pazar günleri öğleden sonra tartışma sunuyor, ama yeterli değil, bence Serra 24 saat ekranda olmalı!


