Şahan Gökbakar, Berrak Tüzünataç’la balkon buluşmasını Recep İvedik 4 filminde kullanmaya karar vermiş...
Nasıl kullanacak bu sahneyi?..
Dramatik bir şekilde anlatacak hali yok, belgeselini de çekmeyecek.
Elbette, Recep İvedik’e yakışır şekilde mizahını yapacak.
O sahneyle makarasını geçecek, belki üzerine çok yüklendiği için kızı balkondan düşürecek.
Seyirci de gülecek.
Şahan bu olayla makara yapma hakkını kendinde görüyor da, biz yapınca neden bozuluyor?..
Bu konuyla ilgili yazdığım yazıların kendisini küçük düşürdüğünü, bu yüzden dava açtığını söylemiş Kenan Erçetingöz’ün programında.
Şahan yapınca film oluyor, ben yazınca 80 bin liralık dava konusu...
Benim merak ettiğim bu sahneleri kullanmak için Berrak’tan izin aldı mı?.
Madem küçük düşürülme konularında bu kadar hassas bu sahneleri sürekli gündeme getirerek Berrak’ı küçük düşürebileceğini düşündün mü hiç?..
Bence bu işin en doğrusu Recep İvedik’teki balkon sahnesinde bastırıp parayı Berrak’ı oynatman olur.
Sonra da çıkıp, “Biz filmin promosyonu için balkonda bilerek basılmıştık” der bu bahsi de böylece kapatmış olursunuz.
Ayıp oluyor
Seren Serengil ve annesi Nevin Hanım, sırf Musa Aytun’la röportaj yaptığı için bizim Pınar Yılmazerler’e saldırıyor.
Pınar’ın Musa Aytun’la sevgili olduğundan, para aldığına kadar her türlü çirkin iddiayı ortaya atıyorlar.
Bana telefonda da söylediler bu iddialarını, öyle bir şey olamayacağını söyledim.
“Tut ki Pınar, Musa’yla sevgili o yüzden röportaj yapıyor, biz de mi Musa’yla sevgiliyiz bunu yayınlıyoruz” dedim...
Seren anlamamış olacak ki, işi Facebook’a Twitter’a taşıyarak işin tadını kaçırmaya başladı.
Bir kez daha söyleyeyim;
Ünlü bir sanatçının boşandığı kocası böyle çarpıcı açıklamalar yapıyorsa bu dünyanın her yerinde haberdir.
Gazeteciler de bu iddiayı ortaya atan koacaya her yerde mikrofon uzatır.
Pınar Yılmazerler de gazeteciliğin gereğini yaptı, sorulması gereken her şeyi sordu.
Seren’in açıklamalarını, belgelerini de yayınladık yani bu işte kimsenin tarafı olmadık.
Buna rağmen bir gazetecinin namusuna hakeret etmek olan “para karşılığı haber yaptı”, “sevgilisi olduğu için röportaj yaptı” gibi iddiaları ortaya atmak hem ayıp hem de yakışıksız Seren...
Alkol kontrolü
Trafikte ünlülere yönelik alkol kontrollerinin artmasını, ünlülerin ehliyetlerine el konulmasının doğru olduğunu yazmıştım ya, “Bu hükümetin alkol karşıtı poitikasının ürünüdür” diye tepkiler geldi.
Bu konuda daha önce de yazmıştım, trafikte alkollü sürücülerin asla affedilmemesini buna bağlayan geniş bir kitle var Türkiye’de.
Ben de onlara diyorum ki, “Paronayak olmayın”.
Bu korkunuza dayanarak yanlış bir şeyi savunmayın.
Ne olsun yani, herkes alkollü araç kullansın, eskiden olduğu gibi alkollü sürücüye polisler göz mü yumsun?.
Bunu mu savunacağız.
Nasıl Barcelona’da, Londra’da, Los Angeles’ta alkollü araç kullanamazsan İstanbul’da da kullanmayacaksın.
Bunu uygulamaya çalışan polise “özgürlüklerimiz kısıtlanıyor” diye kızmak yerine, alkış tutmamız lazım.
İstanbul’da alkollü araç sürücülerine kesilen ceza, tüm kesilen cezalar içinde altıncı sırada bulunuyor.
Yasak park, emniyet şeridi, cep telefonu kullanmak, kırmızı ışık ihlali ve emniyet kemeri takmamak ilk beş sırada...
Dolayısıyla doğru yapılan bir şeyi, yanlış yerde durarak eleştirmeyelim.
Alkol alacaksan arabanla çıkmayacaksın, taksiye bineceksin, parası olan ünlüysen şoförü kapıda bekleteceksin.
Biz bu alışkanlıkları edinmeliyiz.
Tabii bu arada trafik de alkollü sürücü konusundaki hassasiyetini, diğer konularda da gösterecek.
Mesela taksilerin her yeri işgal etmesine izin vermeyecek.
Taksim Meydanı yıllardır taksicilerin işgali altında, bu işi çözecek.
Trafik polisi gözünün önünde ters yola giren aracı görmezden gelmeyecek.
Her konuda işi sıkı tuatacak ki, insanların kafasındaki “sürücüler açılan alkol savaşı hükümetin politikası” imajı yıkılsın.


