PAZAR gecesi NTV'de Cannes ödül töreni yayınlandı, ama en çok dikkat çeken İranlı yönetmen Cafer Panahi'nin içler acısı durumuydu. Panahi, jüride, ama koltuğu boş, çünkü İran'da ev hapsinde, bu yüzden açlık grevi yapıyor... O gece tüm dünya bir yönetmene yapılan baskıyı izledi, sanatçılar ona mesaj gönderdiler... Siyasiler, sanatçılardan rahatsız, onları diledikleri gibi kendi çizgilerinde kullanamazlarsa, öfkeleniyorlar. Ödül vermek için sahneye çıkan İtalyan oyuncu bile, politikacıların, sinemacıları sevmediğini, onların ülkeyi küçük düşürdüklerini söylediklerini, oysa bir ülkeyi dünyaya tanıtanın sanat olduğunu anlattı. Demek ki İtalya gibi bir toplumda bile sanatçıların politikacılarla sorunları var... Cannes gecesine, özgürlüğü kısıtlanan İranlı yönetmen damgasını vurdu, akılda yalnızca o kaldı... Bir ülkenin kendi imajına yapabileceği en büyük kötülük, sanatçıyı engellemek, ona hapis cezası vermek, sesini kesmeye çalışmak... İran bunu hâlâ başarıyor! Meğer seri katilmiş ATV'NİN Aşk Bir Hayal dizisinde ön soruşturmayı yapan emniyet mensubu, mahkemeye sevk etmeden önce Miran'ın suçlarını sıraladı. Miran, o kadar çok ölüm olayına karışmıştı ki seri katil gibiydi. Bu hafta dizideki kötü kadınlara bir yenisi eklendi, Miran'ın halası mı, teyzesi mi ne, meğer Asmin'in babasında gözü varmış da o nedenle zavallı Asmin'i yerden yere vuruyormuş... Diziyi yine gülerek izledim, ama eskisi gibi değil... Aşk Bir Hayal sıkmaya başladı, çünkü her sahne birbirinin benzeri, kötüler bile masallardaki gibi... Erkan Tan'a tepki BİR gurup genç okurumdan e-posta geldi, TV 8'in sabah programlarını yapan Erkan Tan'ı eleştiriyorlar... "CHP kongresini anlatırken iktidar yanlısı bir tavır sergiledi, Kemal Kılıçdaroğlu'nu, türbanlı kızların üniversite sorunlarına çare getirmediği için eleştirdi, yetmedi, yaptığı konuşmanın, 80 öncesinin sol sloganlarıyla dolu olduğunu söyledi... Bizler, severek izlediğimiz bir kanalın Ankara temsilcisinin, yandaş medya ağzıyla konuşmasına üzüldük." diyorlar. İnek tarlaya girince... HABER bültenlerinde, bir ineğin tarlaya girişinin ölümlere, yaralanmalara neden olduğunu anlatan haber vardı... İnsanımız o kadar şiddet dolu ki, inektir demeden silaha sarılıyor, sonuçta çocuklar babasız, anneler yavrusuz kalıyor... Ekrandaki şiddet, yaşam biçimimiz oldu, şiddeti gören, şiddete başvuruyor, bu nedenle durmadan şiddet sahnelerini eleştiriyorum, ama RTÜK'ten ses yok... İstanbul şivesini unuttular DİZİLER güneydoğuluları anlatıyor, bu nedenle de oyuncular onlar gibi konuşmaya çalışıyorlar. Oktay Kaynarca iki yıldır Adanalı, bu nedenle Adana şivesiyle konuşuyor, yakında İstanbullu gibi konuşmayı unutursa şaşmayın. Hanımın Çiftliği'nin Güllü'sü Özgü Namal da aynı durumda, yakında o da düzgün konuşmaya veda edebilir... Sesi kısılanlara... CHP kongresi, sesi kısık politikacılar yarattı, hele son dönemin parlayan yıldızı Muharrem İnce konuşamaz haldeydi, nedeni, durmadan konuşmak zorunda kalışı, o karar çok ve yüksek sesle konuşmuş ki sesi kısılmış... Aynı gün benim de sesim kısılmıştı, ses tellerine iyi gelen bir pastil aldım, daha ikincisinde sesime kavuştum. Kameralar karşısında çok konuşanlar yanlarında bu tür pastillerden bulundurmalı... Ve Enver Aysever, yıllar öncesinden tanıdığım, çok sevdiğim bir arkadaşım... O da CHP'nin parti meclisine girdi. Enver dürüsttür, saygılıdır, bilgilidir, en önemlisi de doğru olduğuna inandığı şeyler için sonuna kadar savaşır. Anlayacağınız CHP'nin aradığı bir isim. Onunla bir süre de birlikte çalıştık, inatçılığı bana geri adım attırırdı, o güzel TV günlerini gülerek anımsıyorum.