23 Mayıs 2012 Çarşamba

Yüksel Aytuğ


Filmin adı Net, gösterdiği bulanık!

STAR'ın pazar akşamı yayınladığı "The Net 2.0" filmini izlememiştim. Magazin servisindeki arkadaşların şikayetlerini dinleyince, kayıtlardan kontrol ettim. Bizimkiler hiç de haksız sayılmazlardı. Demet Akbağ, Şebnem Dönmez, Güven Kıraç, Sinan Tuzcu, Halit Ergenç, Ezel Akay ve Veysel Diker gibi birbirinden ünlü oyuncularımızın, Amerikalı meslektaşları ile aynı seti paylaştığı, heyecan, gerilim ve aksiyon dozu yüksek film, İstanbul'un tarihi ve turistik yerlerinde geçmesine ve kenti "tanıtıyormuş gibi" görünmesine rağmen, ağzımda buruk tatlar bıraktı. Filmi izleyen ve İstanbul'u, Türkiye'yi hiç tanımayan bir yabancı rahatlıkla şunları düşünebilirdi: İstanbul'da suç işleyen yabancılar surlarla çevrili Yedikule zindanlarına kapatılır. İstanbul, Amerikalılar için tehdit oluşturan bir terör kentidir. (Hope'un sevgilisi İstanbul'a gelmekten bu yüzden vazgeçiyor) Turistler, 74 model Renault 12 ile oradan oraya fren cayırtıları içinde taşınır. Otellerde kendilerine kumpas kurulur. Düzmece yangın tatbikatı yapılarak, dışarı çıkartılırlar. Bu arada karanlık kişiler odalarına girip, onların kimliklerini çalar. İstanbul'daki ABD Konsolosluğu bürokratik açıdan yetersizdir. En küçük işlem için bile Ankara'daki Büyükelçiliğe başvurmak gerekir. (Hope'un kimlik bilgileri için İstanbul'daki konsolosluk yetkilisi Ankara'yı adres gösteriyordu.) İstanbul'un sokaklarında sürekli olarak kara çarşaflı kadınlar dolaşmaktadır. Türk emniyet yetkilileri özellikle yabancılara karşı son derece acımıasız ve anlayışsızdır. Ve nihayet; İstanbul, bir yabancının kimliğinin hatta tüm benliğinin "çalınabileceği" son derece güvensiz bir kenttir!.. Söyleyin, bütün bunları izleyen bir yabancı, filmde gösterilen iki minare için niye İstanbul'a gelsin ki?

Günahlarını almışız
 MEĞER "Geniş Aile"nin son bölümünde montaj hatası yokmuş. İhbarda bulunan seyirciyle birlikte ben de bölümün başındaki "Bahçeköy saati ile 3-4 saat önce" yazısının üzerine bindirilen bant reklam yüzünden bu ibareyi görememişim. Kayıtlardan defalarca izledim. Tam sözkonusu yazı ekrana bineceği sırada bir gazetenin Bursaspor Şampiyonluk İlavesi tanıtımı, o yazıyı örtüyor. Durum böyle olunca da yanılmak, kaçınılmaz oluyor. Oysa dizi, farklı bir "flash back kurgusuyla" ortasından başlamış. O ibarenin, ekranlarda görüntü kirliliği yaratan bant reklamlar yüzünden görünmez olması bizim suçumuz değil. Ama yine de bunlar mazeret sayılmaz. "Geniş Aile" ekibine "geniiiiiş" bir özür borcum var.

Kim öle, kim kala?
DİZİLERDE "sezon finali" mevsimi geldi ya, herkesi bir meraktır aldı: "Seneye kim öle, kim kala?" atv'nin "Kapalıçarşı" dizisi de önceki akşam sezon finali yaptı. Tablo ilginç: Zeze, asılı kaldığı parmaklıklara tutunamaz ya da kurtarılamazsa, yeni sezonda yok. Bıçakla yaralanan Arda'nın da durumu kritik. Mahmut ve Diyar, eli bıçaklı saldırgandan kurtulacaklar mı, orası da meçhul. Timur'un evinde patlayan silahlardan kör bir kurşun Timur'a isabet ederse, o da yok. Bu arada Nergis'in tehlike altında olmadığını kimse söyleyemez. Hatta Timur'un babası Ziya Bey ile beraber, Nergis ve Timur'un belalısı Salih de namlunun ucunda... Eminim pek çok dizi, sezon finalini benzer şekilde yapacak. İzleyici, hangisinin kurtulacağı üzerine yaz boyunca müşterek bahis oynayacak. Yapımcılar ise dizi oyuncularıyla kontrat yenilemek için masaya oturduklarında, "Kurşun, böğründe duruyor, çıkaralım mı, çıkarmayalım mı?" diyerek, pazarlığı en ucuza bağlamaya çalışacak.

maNga'nın şansı yükseldi
Manga'nın Eurovision şarkısını ilk dinlediğimde pek tatmin olmamıştım. Zira maNga'nın bugüne kadar ürettiklerini düşündüğümde, onlardan çok daha iyi bir beste çıkacağını düşünüyordum. Ama geçen salı gecesi TRT 1'in Oslo'dan canlı yayınladığı ilk yarı finali izleyince, umudum arttı. Zira, finallere direkt katılacak 5 ülkeninkiyle birlikte 22 eseri dinlediğimde öyle kulağımda kalan, beni alıp götüren, "Hah, tamamdır, işte bu" diyebileceğim şarkıya rastlamadım. Her yıl olduğu gibi pek çok grup, umudunu "görselliğe" bağlamıştı. Kendilerince ilginç mizansenler ve kostümlerle işi kurtarmaya çalışıyorlardı. Henüz 2. yarı finalistleri izleme olanağım olmadı. Özellikle Azerbaycan ve Ermenistan'ı merak ediyorum. Ama ilk yarı finalde gördüklerim içinde maNga'yı zorlayacak rakip olarak sadece İzlanda, Yunanistan, Arnavutluk ve biraz da Fransa ile Almanya'nın şansı var. Yunanistan, "Hoppa" ile Akdeniz ülkelerinden ve Grek müziğe ilgi duyanlardan iyi puan alacağa benziyor. Fransa'nın samba esintileri taşıyan şarkısı, sadece kulüplerde dans etmeye yarar. Almanya sempatik bir rock'n roll şarkısı yapmış. Bu yıl romantik şarkılar ağırlıkta. Bu nedenle maNga'nın şarkısının ritmi ve melodisiyle diğerlerinden ayrılma ve "fark edilme" şansı yüksek. Zaten gurbetçi oylarıyla ilk 7'de yer alması kesin gibi. Eğer jüri de adil davranır ve temsilcimiz finale kalırsa, cumartesi gecesi Eurovision'u önemseyenler için yeni bir zafer gecesi yaşanabilir.


26.05.10



YORUMLAR
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gereklidir.

ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ. Eğer üye iseniz buraya tıklayarak giriş yapabilirsiniz.



HENÜZ BU YAZIYA YORUM YAPILMAMIŞ.


DİĞER YAZILARI

Yılmaz ÖZDİL
· Burhan Ayeri ( Akşam )
· Bekir Hazar ( Takvim )
· Cengiz Semercioğlu ( Hürriyet )
· Mesut Yar ( Posta )
· Tuna Serim ( Tercüman )

Anasayfa    Medya    Televizyon    Gazete    Güncel    Politika    Magazin    Spor    Yazarlar    Video    Foto Galeri    Künye    Reklam    İletişim    RSS/XML MedyaSosu.com © 2010 - Bütün hakları saklıdır. Haberler Kaynak gösterilmeden kullanılamaz         Yazılım & Tasarım : MAD Medya