Anadolu Ateşi hiç sönmesin
Pazar akşamı "Anadolu Ateşi"nin yenilenen gösterisini izlemek üzere Lütfi Kırdar'daydım. Sakın ola ki, "Ben bu gösteriyi izledim. Bir daha görmeme gerek yok" diye düşünmeyin. Ben, bu şahane şovu daha önce üç kez seyrettim. En sonuncusunda "Bunun üzerine artık bir şey konulamaz. Daha ötesi olamaz" demiştim. Yanılmışım. Gidin, görün ve siz de şaşırın. Memleketin geleceği adına ne zaman endişe duysam, "Anadolu Ateşi"ni izleyip, rahatlıyorum. Önüme serilen o muhteşem kültür mozaiğini görünce, "Bize hiçbir şeycik olmaz" diyorum. Çiftetelli ile Ata Barı'nıın kol kola girmesi, 9/8'lik Roman ritmlerinin Kürt halayı ile omuz omuza vermesi, Sema'dan semazene, Zerdüşt ritüelinden Karadeniz horonuna uzanan o müthiş armoniyi izlerken, gururdan, sevinçten koltuklarım kabarıyor. "İyi ki bu topraklarda doğmuşum. İyi ki bu ışıltılı mozaiğin üzerinde dolaşıyorum" diyorum. İşte, bu coğrafya üzerinde koparılan bunca kıyametin sebebi de bu cezbedici güzellik, düşmanların aklını başından alan bu zenginlik değil mi? Onlar camiden çini parçası çalmaya yeltenen hırsızlar kadar aymaz ve çaresiz. Oysa o cami, o duvar, bütünüyle güzel...
Yine Polat'a havale
YARIN akşam Polat Alemdar'ı zor bir karar bekliyor: Bir tarafta boynuna ilmek geçirdiği İskender, diğer tarafta tuzağa düşen eşi Ebru... Bakalım kahramanımız hem İskender'i cezalandırıp, hem de eşini kurtarabilecek mi? "Kurtlar Vadisi: Pusu" erken sezon finali yapıyor. Sebebi, "Kurtlar Vadisi: Filistin" filminin çekimlerinin başlayacak olması. Güvenlik nedeniyle Gazze'ye gidemeyen ekip, çekimleri Gaziantep'te inşa edilen bir platoda gerçekleştirecek. Bu hazırlıklar sürerken, yüreğimize yeni bir hançer saplandı. İsrail, eşi benzeri görülmemiş bir vahşet uygulayarak insani yardım gemisine baskın yapıp, günahsız sivilleri katletti. İnsanlarımız sokakta. Bu öfke kabarmasının istenmeyen olaylara yol açmaması için herkesi rahatlatacak, yüreklerdeki ateşi azıcık söndürecek bir hortuma ihtiyaç var. İşte "Kurtlar Vadisi: Filistin" filmi, yanıbaşımızda acı çeken insanların dramını tüm dünyaya anlatmanın yanı sıra, böyle bir toplumsal işlev de üstlenecek. Nasıl ki, Polat ve adamları askerlerimizin başına çuval geçiren ABD'den "sanal" da olsa intikamımızı alıp, vatandaşı bir nebze rahatlattıysa, "Kurtlar Vadisi: Filistin" filmi de aynı göreve soyunacak... İsrail, tüm dünyanın kanını donduran pervasızlığı ile adeta "Kurtlar Vadisi: Filistin" filminin gönüllü tanıtımını yapıyor. Bu film şimdiden "dünyada en fazla gişe hasılat elde eden Türk filmi" olmaya aday. İsrail sayesinde...
Komando maaşı
İçinde bulunduğumuz acılı günlerin etkisiyle midir, bilmiyorum, televizyon izlerken eskiden hiç dikkatimi çekmeyen bazı "özel" ayrıntılar, çivi gibi gözüme batıyor. İskenderun'daki hain pusuda şehit olan bahriyelilerin acısı yüreğimin orta yerine çöreklenmişken, TRT 1'deki "Sakarya- Fırat"ı izlemeye koyuldum. Teğmeni ele geçirmek isteyen terör örgütü, birlikteki askerlerden Mahmut'un eşini ve çocuklarını kaçırmıştı. Eğer teğmeni onlara getirmezse, karısını ve çocuğunu öldürmekle tehdit ediyorlardı. Maddenin sadece katı, sıvı ve gaz hali vardı. Ama şu melun terörün her gün yüzlerce halini tanıyorduk. Bu da onlardan biriydi işte... Ama benim yüreğime kan sıçratan bu değildi. Mahmut, terör örgütünün sorumlusu tarafından çarşıda sıkıştırılmadan önce postaneye gidiyordu. Cebinden çıkarıp, özenle saydığı 60 liralık "komando maaşını" ailesine göndermek için. 60 lira... Ben askerlik yaparken de yoksul gençler er maaşı olan 28 lirayı özenle biriktirip, analarına, babalarına, eşlerine gönderirlerdi. Bizler bir an önce askerliği bitirmek için şafak sayarken, onlar maaşlarının kesileceği terhis gününün gelmemesi için dua ederlerdi. Tabii ki vatan görevi parayla, pulla ölçülmez. Ama dedim ya, son günlerin yürek burkan gündemi, önemsiz gibi görünen detayların aslında "meselenin özü" olduğunu gösteriyor bana. 60 lira... Komando maaşı...
Ali'yi çok arayacağız
Ne yalan söyleyeyim, "Ezel"de öldürülecek son kişi Ali olmalıydı. Nasıl desem, Barış Falay'ın muhteşem performansıyla hayat verdiği "Ali" karakteri, öykünün içinde en az "Ezel" kadar ağırlıklıydı. Belki yeni bölümlerde "flash back" denilen geri dönüş sahneleriyle onu yeniden izleyebiliriz. Ama özellikle son bölümde Barış Falay'ın sergilediği muhteşem oyunculuğun tadı, damağımızda kaldı. Usta oyuncu, Magazin Gazetecileri Derneği'nin Altın Objektif ödülünü ne denli hak ettiğini, İsmail Cem Televizyon Ödülü'nü kaçırmayı ne denli hak etmediğini bu performansıyla kanıtladı. Bu arada "Ezel" izleyicileri son bölümde yeni bir reklam uygulaması ile tanıştılar. Ali, hastanenin önünde otomobilinden indiğinde görüntü dondu, sonra geriye sarılarak, yeniden ekrana geldi. Herkes bunun bir montaj hatası olduğunu düşünürken, bu uygulamanın yeni bir TV platformu reklamı olduğu anlaşıldı. Tamam; reklam, sektörün can damarıdır. Ama yönetmenin, oyuncunun emeğini bu kadar "hafife almak", izleyicinin seyir zevkini "ticarileştirmek" doğru mu?


