Derya Baykal'ı önceki gün ekranda görenler gözlerine inanamadılar. Hatta, "balatayı sıyırdığını" düşündüler. Baykal'ın kafasında bir huni, topuzuna sapladığı bir çift örgü şişi ve saçına iliştirdiği koca bir fırça vardı. Sırtına bir sehpa ve ev telefonu bağlanmıştı. Üstünden başından da diğer alet-edevat sarkıyordu. Kendisine gece boyunca yardım eden kızıyla birlikte kamera karşısına geçen Derya Baykal söze şöyle başladı: "Stüdyo, mekan nedir ki? Zaten tiyatro dediğiniz iki kalas bir heves... Önemli olan biz ve sizsiniz. Biz bir gecede stüdyo değiştirdik. Dün saat yedide taşınmaya başladık, kendimizi bir apart'a attık ve yayına yetiştik. Hiç uyumadık... Biz evini sırtında taşıyanlardanız... " Derya Baykal, neden bir günde stüdyo değiştirmek zorunda kaldığını "imalı" bir şekilde anlattığı için ne olup, bittiğini doğrusu pek anlayamadık. Ama belli ki bir "emrivaki" sözkonusuydu. Anladığımız kadarıyla bir gün önce saat 19.00 sularında "stüdyo değişikliği" kendisine bildirilmiş, o da gece boyunca uyumadan stüdyosunu bir apartman dairesine taşıyıp, yayına yetiştirmişti. Şimdi "stüdyo" deyince öyle bir kanepe iki koltuk, bir pano akla gelmesin. "Deryalı Günler"i izleyenler biliyorlar. Sadece ıvır zıvırlar bile bir kamyona anca sığar. Onca malzemeyi bir gecede taşıyıp, yeni dekorla yayına yetişmek de ancak ekranların "el becerisi şampiyonu" Derya Baykal'ın üstesinden geleceği bir mucizeydi zaten...
Çocuklu ailelere "Karamel" tadı Kanal 24'ün kardeş kanalı Karamel TV salı günü yayına başladı. Kanalın amacı, anne ile çocuğunu birlikte ekran karşısına oturtup, ikisinin de ekrandan aynı derecede keyif almasını sağlamak. Kanaldaki çizgi filmler, diziler, programlar ve filmler bu amaca uygun olarak seçilmiş. (Örneğin; çocukluğumun vazgeçilmez çizgi romanı Ten Ten, ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte izleyebilecekleri türden bir animasyon.) Bana göre bu son derece akıllıca bir yöntem. Öncelikle; reklamveren, çocuğun gönlünü çelip, annesinin inisiyatifini kullanıp, oradan babanın cüzdanına giden kestirme yolu çok sever. Bu nedenle "Karamel" ilk başta reklamverenin ağzını sulandıracağa benzer. Karamel TV, çocuğunu televizyonun önüne "park edip" işine gücüne bakmayı alışkanlık haline getiren ebeveynlerin bu olumsuz tavrını da engelleyeceğe benziyor. Zira ebeveynin öncelikli görevi, çocuğunu televizyonun olumsuz tesirlerine terk etmek yerine, onu ekranda izledikleri konusunda doğru bilgilendirmek olmalıdır. Ayrıca çocuk eğitiminde "birlikte kaliteli zaman geçirmek" de önemli. Karamel TV, "karma" yapısıyla ailelere bu fırsatı da sunacağa benzer. Hayırlı olsun..
Kaderi unutulmak! Ufuk Özkan geçen hafta Magazin Gazetecileri Derneği'nin Altın Objektif ödülüne lâyık görülmüş ama unutulmuştu. Neden sonra sahneye çağrılıp, "rötarlı" ödülü takdim edilmişti. "Geniş Aile" dizisinin yetenekli oyuncusu, Altın Kelebek'te de En İyi Erkek Komedi Oyuncusu ödülünü Haluk Bilginer ile paylaştı. Ama ödülü açıklamak üzere sahneye gelen Hürriyet yazarı Ahmet Hakan sadece Haluk Bilginer'in ismini okuyunca, sunuculardan Cem Davran müdahale etmek zorunda kaldı: "Bir de Ufuk Özkan var." Hakan bu uyarının ardından ikinci satırda ismi yazılı Ufuk Özkan'ı da anons ederek, ödülünü takdim etti. Umarım "unutulmak" bu yetenekli oyuncunun "kaderi" haline gelmez de, "Geniş Aile"den sonra farklı projelerde ortaya koyacağı başarılı performanslarla, "unutulmazlar" arasına girer.
En iyi yedek Fenerbahçe'nin nöbetçi golcüsü Semih Şentürk'ten söz etmeyeceğim. Yerli dizilerin "en iyi yedeği" konumuz. Aslında Fikret Kuşkan gibi muhteşem yetenekli, karizmatik, iyi eğitimli bir oyuncuya "yedek" demeye gönlüm el vermiyor ama baksanıza, hep "maçın ortasında" oyuna giriyor. "Parmaklıklar Ardında"nın kadrosuna sürpriz bir şekilde katıldıktan sonra dizinin reytinglerinde gözle görülür bir yükseliş yaşanmış, özellikle hanımların ilgisi artmıştı. Kuşkan şimdi de "Hanımın Çiftliği" dizisine transfer oluyor. Onu, milletvekilliğinden istifa ettikten sonra Adana'ya yerleşip, Güllü'ye kur yapan cezbedici bir karakter olarak izleyeceğiz. Muzaffer'in (Mehmet Aslantuğ) ölümüyle ortaya çıkan "karizma boşluğunu" doldurur mu bilmem ama diziye ayrı bir renk ve canlılık katacağı kesin. Peki Fikret Kuşkan neden yedek kulübesinden oyuna katılıyor? Acaba "Bıçak Sırtı" gibi son yılların en iddialı ve akılda kalıcı dizilerinden birinin Reyting Hazretleri önünde diz çökmesi gözünü korkutmuş olabilir mi? Doğru ya, "tutmuş diziler"in "garantisi" varken, insan niye bıçak sırtında dolaşsın ki?
Kazımış, kazanmış! Bugünlerde "Türk Malı" dizisi ile kariyerine parlak bir halka ekleyen Şafak Sezer meğer Kazı Kazan'dan büyük ikramiye kazanmış. Ünlü komedyen bu ilginç öyküsünü Cansızkuş internet sitesine anlattı. Yıllar önce bir yandan liseyi okuyup, bir yandan da Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ne devam eden Sezer, büyük maddi zorluklar yaşıyor, hatta ev kirasını bile ödeyemiyormuş. Ancak bir gün aldığı Kazı Kazan biletine büyük ikramiye (Bugünkü para ile 30 bin lira) çıkınca hayatı değişmiş. Hem biriken ev kiralarını hem de etrafa olan borçlarını kapatan Sezer, bu sayede oyunculuğa devam etme şansı bulmuş. Şafak'ın bugünlere gelmesinde talihinin ne kadar yardımı oldu bilmiyorum. Ama iyi bildiğim bir şey var ki, bugünkü yerine gerçekten de "tırnaklarıyla kazıyarak" geldiğidir...